Değerli Konuklar

Değerli konuklar, değerli santur sanatçımız Said Kushki beyefendi, değerli eşi Münire Hanım ve anneleri, değerli genç arkadaşlar, Ekin ve Nesil Derneği üyeleri ve gönülden çalışan gönüllü arkadaşlar, hepiniz Hoşgeldiniz.

 Biz 2 yıllık bir derneğiz. Kendi halimizde çalışıp dururken dedik ki; genç arkadaşlara ulaşmamız gerek, çünkü gelecek onların.. Belki biz dünde kaldığımızda onlar burada olacaklar. Eğer biz hedeflerimizi, amacımızı doğru anlatabilirsek, kendimizi başarılı sayacağız. Biz çalışmalarımızla sınırlı kalmayacağız o zaman gelecekte de inşallah fikirlerimiz ve amaçlarımız yaşayacak,  gelecekte verim alacağız. Şükür kavuşturana..

Değerli arkadaşlar, Ekin ve Nesil Derneği adından da yaklaşık amacı anlaşılacağı üzere; Başta İnsan Olmak Üzere Çevre ve Tüm Varlıkların Doğasının Korunmasıdır.2 yıllık bir dernektir ancak 8-10 yıllık hazırlık geçmişi vardır. Pek çok sivil toplum kuruluşu çok çeşitli amaçlarla çalışıyor ancak fıtratın korunması, varlığın doğasının korunması amaçlı çok az hatta yok denecek kadar kuruluş mevcut. Biz bu boşluğu görerek kendi çocuklarımıza gelecekte ne olacak kaygısını da yaşayarak, ne yapabiliriz derken istişare ile gücümüzü birleştirmeliyiz dedik ve bir dernek kurmaya karar verdik. Çünkü tek bir elin hiçbir sesi yokken, çok elin sesi çoktur… İstişareler sonucunda daha önceki sivil toplum birikimimizin cesareti ile adım attık. Daha önceden insan hakları alanında, hukuk alanında tecrübelerimiz mevcuttur ve istişare ettiğimiz arkadaşlar çok değişik mesleklerden, sivil toplum kuruluşu kurucu ve üyelerinden oluşmaktadır. Gücümüzü birleştirip besmele ile başladık. Bizi bu çalışmaya iten nedeni yani  çevre ve insandaki değişme, bozulma, gençlerimiz ve çocuklarımızın nasıl bir risk altında olduğunu herkes hissediyor ve bundan vicdanen rahatsız oluyor. Ancak kim ne yapacağını tam olarak bilmiyor. Eğer istişare edersek iyi şeyler ortaya çıkaracağız.

 Biz fıtratı bir bütün olarak görüyoruz.Bütün varlıkların doğasının tek olduğunu, yaradan ın tek olması dolayısıyla birbirlerine bağlı olduğunu düşünüyoruz. Nerde bir bozukluk var, nerde bir açıklık var mutlaka ucu bize bir şekilde dokunacaktır.Bundan kaçış yoktur. En küçük bir iyiliğin de en küçük bir kötülüğün de etkisi zaman ve mekana yayılacak, bize ve gelecek nesillerimize ulaşacaktır. Gençlerimizle, çocuklarımızla ilgili yakın tehlike var, maalesef normal gıdalarla beslenemiyorlar. Doğal bir ortamda yaşayamıyorlar, istedikleri gibi koşup, spor yapıp, oynayıp, üretemiyorlar. Üretimleri çok geç zamana bırakılıyor. Bilgisayar oyunları ile bir nesil bloke ediliyor. Yedikleri, içtikleri tabiatlarını etkiliyor. Bu son söylediğim husus hepimiz için geçerli. Kimyasallar içine gizlenmiş öyle şeyler var ki insanın doğasını bozuyor. Kullandığımız kimyasal parfümler kadınları erkek gibi erkekleri kadın gibi davranmaya sevk eden hormonlar veriyor beyinlere..

 Amacımız geniş ve bir bütün. Usul olarak biz istişare usulünü benimsedik. Sorunları tespit ediyoruz ve sahih bilgiye ulaşmaya çalışıyoruz. Araştırmalar yapıyoruz, muhakkak konunun muhataplarının görüşünü alıyoruz. O soruna sebep olanların, o sorundan etkilenenlerin ve o konuda söz söyleyebilecek, çözüm üretebileceklerin görüşlerini alıyoruz. Bunları toparlayarak dosyalar hazırlıyoruz. Çözüm için bireysel olarak varsa yapabileceklerimizi yapıyoruz, yoksa sivil toplum kuruluşları ile iş birliği yaparak onları harekete geçirerek ortak çalışmalar yapıyoruz. Yine çözülmemişse dosyalarımızı yetkililere sunuyoruz. Hükümete, cumhurbaşkanına, ulaşabileceğimiz her yere ulaşmaya çalışıyoruz. Hukuk çalışmalarına, kanun yapımlarına katılmaya çalışıyoruz. Yanlış bildiğimiz her şeyi doğru bildiğimiz şeylerle değiştirmeye çalışıyoruz. Ve bunları sizlerle sürekli paylaşmak istiyoruz.

Faaliyetlerimizle alakalı kısa bir slaytımız var:

Az öncede söylediğim gibi başta insan olmak üzere çevre ve tüm varlıkların doğasının korunması amacı ile kurulmuş bir derneğiz. Adımız Ekin ve Nesil. Ekin ve Neslin Korunması Amacımız var.

19.04.2014 tarihinde ilk kuruluş toplantımızı yaptık.

Öncelikle kendi donanımımızı artırmamız gerektiğini düşündük, kendi eksikliklerimizi tespit ederek o yönde üyelerimize ve gönüllülerimize yönelik seminerler aldık. Aldığımız seminerlerden bahsedecek olursak; Toplantı hazırlık ve yönetimi ile ilgili uzman arkadaşımız Gülşah GÖKTEKİN seminer verdi. Aile içi iletişimin önemli olduğunu farkettik ve bu konuda varsa eksiklerimizi tamamlamak üzere eğitimci-yazar Ayten DURMUŞ hanımdan Aile İçi İletişimde Söz adlı bir seminer aldık. Söz vermenin, ahde vefanın, güvenilir birey olmanın gereğini hissettik bu konuda aynı zamanda kurucu üyemiz olan Murat SAYIMLAR beyden seminer aldık. Yine kadının toplumsal sorunlarının çözümünde, kendisini bir birey olarak değerlendirmesinin önemini farkettik ve Kadının Öncü Olması konusunda yine öncü yazar Ayten DURMUŞ hanımdan seminer aldık.

Kuruluşumuzun ilk aylarında Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip ERDOĞAN’ın eşi Emine ERDOĞAN hanımefendi, sivil toplum kuruluşları kadın temsilcileri ile bir toplantı yaptı, bu toplantıya bizleri de çağırdılar, katıldık. Sivil toplum kuruluşlarının önemi, görevleri ve birbirleri ile olan işbirliği hakkında konuşuldu.

Tamda bizim amacımızı besleyecek, çalışmalarımıza ışık tutacak uluslararası bir sempozyum düzenlenmişti. Hükümet üst düzeyi, üniversiteler, değişik bakanlıklar, sivil toplum kuruluşu temsilcileri, bilim adamlarının katılımı ile geniş bir sempozyum düzenlendi. Burada organik tarımdan spora, sağlıklı gıda, ambalajlama, katkı maddelerinin önemi gibi pek çok konu konuşuldu, tartışıldı, raporlaştırıldı ve kitaplaştırıldı. Biz buraya 4 arkadaşımızla gözlemci olarak katıldık.

Şanlıurfa’da Karacabey Kalkınma Ajansının gerçekleştirdiği bir programla, Ankara’da merkezi olan İLKDER’in birlikte organize ettikleri ‘Dirlik İçin Biri, Birlik İçin Bir Olduk’ sosyal programına 4 arkadaşımızla birlikte katıldık. Kadın ve Şiddet, Kadının Yönetime Katılması, Kadının İstihdamı ve Eğitim başlığında çalıştaylar yapıldı. Şanlıurfada üç günlük çalışmada sorunlar tespit edildi, Ankarada yine üç günlük sürede tespit edilen sorunlara çözüm önerileri geliştirildi. Bu çalışmada kitaplaştırma aşamasında.

 Şanlıurfa Balıklıgöl, Hz.İbrahim’in makamı ve yaşadığı rivayet edilen şehir gezildi, oldukça etkileyiciydi.

Sivil toplum kuruluşları, sendikaları ziyaret etti.

Derneğimizin katılımcılarından biri olduğu Yaşanılabilir Şehir Platformu çerçevesinde, Ankara sokaklarının müstehcen resimlerden, fuhuş davetiyelerinden arındırılması için bireysel girişimlerde bulunuldu. BİMER’e başvuruldu, hükümete başvuruldu, dilekçeler verildi, dosta hazırlanıp Cumhurbaşkanlığına sunuldu. Ankara Cumhuriyet Bassavcılığından randovü istedik, sivil toplum kuruluşları ile bir toplantı istedik. Ahlak masası ve savcılarla neler yapılabiliri konuştuk. Sivil toplumun harekete geçirilmesi orada da tespit edildi, vurgulandı ve biz Ankara ‘ daki sivil toplum kuruluşlarına çağrıda bulunduk. Bunun üzerine Yaşanılabilir Şehir Platformu adı altında 29 sivil toplum kurulusu bir araya gelerek ortak çalışma yapmaya karar verdik. Çalışmalara devam ediyoruz.Savcılığa dilekçeler sunuldu, suç duyurusunda bulunuldu. Başbakanlıktan, Cumhurbaşkanlığından, Adalet Bakanlığından, Aile ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından ve Başbakan Yardımcısı Numan KURTULMUŞ’tan randovü taleplerinde bulunuldu. Cevapları beklenmekte.

Çevre Bakanlığı ve TÜBİTAK’ın yaptığı bir ortak çalışmada İklim Değişikliği ve Ulusal Bildirilerin Hazırlanması Projelerine bilgi almak amacıyla katıldık.

Bir eczacı arkadaşımız, Tevfik İleri İmam Hatip Lisesinde Doğal Yaşama konulu bir seminer verdi. Hava, su, doğal beslenme, spor, doğal tedavi, katkı maddeleri ve hazır gıdaların sakıncaları, kimyasalların zararları, kimyasal parfümlerin hormonlar üzerindeki etkileri gibi konularda bilgi verdi. Ucuz kimyasal parfümlerin deneylerle tespit edilmiş çok önemli bir etkisi vardır. O parfümler kadınlık ve erkeklik hormonu katılarak imal ediliyormuş ve koklandığında beynin algılaması sonucu vücutta o hormon oranı artıyormuş. Bu da insanlarda cinsiyet sıkıntıları doğurmaya başlayacaktır. Erkeklere kadın kadınlara erkek gibi hissettiren duygular veriyormuş.

Ve bir kampanya başlattık. Ekim ayında yine saatler düzenlenecek, aydınlık bir havadayken saatler bir saat geri alınacak ve akşam karanlığa çıkacağız işten, evden, okuldan. Bu da hepimizi strese sokacak. Bunun sebeplerini araştırdık. Hiçbir etki ve faydasının olmadığı ortaya çıktı. Aksine Enerji İsrafına sebep oluyor, enerji tasarrufuna değil. İnsanların doğal ritmini bozuyor.Bu konuda sadece Meclis Araştırma Komisyonu ve Enerji Bakanlığına bir link gönderilmiş. Bizde bir kampanya hazırlamaya karar verdik. Bu kampanya ‘Yaz Saati Bütün Bir Yıl Devam Etsin’. Bilimsel raporlar ışığında ve toplumun, insanların yararına olan neyse fıtrata uygun olacak şekilde çalıştığımız bir kampanya başlattık ve saatlere artık dokunulmasın dedik. İmza kampanyasından sizlerinde imzalaması mümkün.

Türk hukuk sisteminde Aile, Çocuk, Kadın Çalıştayı yapıldı. Kadın, Aile ve Çocuk hakkında Devler Organları, STK Temsilcileri ile birlikte mevzuat incelendi. Kanunlar bu çalışmalar ışığında yeniden gözden geçirilecek.